Kütüphane Kullanmayı Öğrenmek: Raflar Arasında Yön Bulmak
Kütüphane yalnızca kitap ödünç alınan bir yer değil; katalogla konuşmayı, rafların düzenini ve görevlilerin bilgisini kullanmayı bilen okur için açık bir kapıdır.
Derya Yalınkaya 4 dk
Kütüphane, çoğumuzun hayatına okul yıllarında bir ödev mecburiyeti olarak girer ve çoğu zaman orada kalır. Oysa bir kütüphaneyi gerçekten kullanmak, kitap ödünç almaktan çok daha geniş bir beceridir. Rafların arasında ne aradığını bilerek dolaşmak, bir katalogda doğru sorguyu kurmak, bir konunun hangi bölümde toplandığını sezmek zamanla öğrenilen şeylerdir. Bu beceriyi edinen kişi, kendi merakını takip edebilecek bir aracı eline almış olur.
İlk adım, kütüphaneyi bir depo değil bir düzen olarak görmektir. Kitaplar rastgele dizilmez; her birinin sırtındaki numara, o kitabın hangi bilgi ailesine ait olduğunu söyler. Bu numaralandırma sistemine bir kez alıştığınızda, aradığınız kitabı bulmakla kalmaz, onun komşularını da keşfedersiniz. Kütüphanenin en güzel tarafı budur: aradığınız kitabın yanındaki kitap çoğu zaman aramadığınız ama tam da ihtiyacınız olan kitaptır. İnternette arama yaparken kaybettiğimiz şey işte bu tesadüftür.
Katalogla konuşmayı öğrenmek
Kütüphane katalogları, alışkın olmayan gözlere kuru ve soğuk görünür. Ama katalog aslında kütüphanenin haritasıdır. Yazar adıyla arama yapmak en kolayıdır; konu başlığıyla arama yapmaksa asıl ustalık ister. Bir konunun kütüphane dilinde nasıl adlandırıldığını bulmak, birkaç denemeyle öğrenilir. Bulduğunuz iyi bir kitabın katalog kaydına bakıp ona atanmış konu başlıklarını not etmek, bu dili sökmenin en pratik yoludur. O başlıklara tıkladığınızda, aynı damardan beslenen onlarca kitap birden önünüze serilir.
Katalogda gördüğünüz her kitabın rafta olmayabileceğini de hesaba katın. Ödünç verilmiş bir kitabı ayırtmak, başka bir şubeden istetmek çoğu kütüphanede mümkündür. Bunu bilmek, aramanızı bir binanın duvarlarıyla sınırlı olmaktan çıkarır. Kütüphaneler arası ödünç verme, küçük bir ilçe kütüphanesindeki okuru büyük koleksiyonlara bağlayan sessiz bir köprüdür.
Görevlilerle kurulan ilişki
Kütüphanecilerin işi kitapları damgalamak değildir; onlar bilgiyi düzenleme mesleğinin uzmanlarıdır. Bir konu üzerinde nereden başlayacağını bilemeyen okura yol göstermek, tam olarak yaptıkları iştir. Buna rağmen çoğu ziyaretçi soru sormaya çekinir, sanki rahatsızlık veriyormuş gibi hisseder. Oysa iyi kurulmuş bir soru, saatlerce sürecek bir aramayı birkaç dakikaya indirebilir. "Bu konuda hangi kaynaklar var" demek yerine, ne yapmak istediğinizi anlatmak daha verimlidir; çünkü kütüphaneci sizin sormayı bilmediğiniz soruyu sorabilir.
Kütüphaneyi mekân olarak kullanmak
Kütüphane sadece kitap alınan bir yer değil, aynı zamanda bir çalışma iklimidir. Etrafındaki herkesin sessizce bir şeye yoğunlaştığı bir odada oturmak, insanın kendi dikkatini de toparlar. Bu, iradeyle başarılması zor olan bir şeyin mekân tarafından kolaylaştırılmasıdır. Evde bir türlü açamadığınız o kalın kitabı kütüphanede iki saatte yarılamanız tesadüf değildir.
Pek çok kütüphane bugün yalnızca kitapla da yetinmez. Süreli yayın arşivleri, yerel tarih koleksiyonları, dijital veri tabanlarına erişim, çocuk bölümleri, atölyeler ve söyleşiler aynı çatı altındadır. Özellikle yerel koleksiyonlar, başka hiçbir yerde bulunmayan malzemeler barındırır: eski gazete ciltleri, mahalle fotoğrafları, yıllıklar. Yaşadığı şehrin geçmişini merak eden biri için burası hazine odasıdır.
Süreli yayınlar bölümü de çoğu okurun atladığı bir alandır. Aylık dergiler, akademik yayınlar, yerel bültenler burada toplanır. Bir konunun en güncel tartışmasını kitaplarda değil, dergilerde bulursunuz; çünkü kitabın basılması yıllar alır, makalenin yayımlanması aylar. Bir konuya ciddi biçimde girmek isteyen kişi, önce birkaç genel kitapla zemini kurar, sonra dergilere geçerek tartışmanın bugün nerede durduğunu görür.
Küçük bir alışkanlık kurmak
Kütüphaneyi kullanmayı öğrenmenin tek yolu düzenli gitmektir. Haftada bir saatlik bir ziyaret bile yeter. İlk seferlerde amaçsızca dolaşın, bölümleri tanıyın, hangi rafın nerede olduğunu öğrenin. Ödünç alma kartınızı çıkarın, bir iki kitap alın, iade tarihini takvime yazın. Süresini geçirdiğiniz için utanıp bir daha gitmemek, çok yaygın ve çok gereksiz bir kaçıştır.
Bir okuma listesi tutmak da işi kolaylaştırır. Duyduğunuz, merak ettiğiniz kitapların adını bir yere yazın; kütüphaneye gittiğinizde ne arayacağınızı bilirsiniz. Amaçsız gelen ziyaretler keyiflidir ama listeyle gelen ziyaretler verimlidir. İkisini dönüşümlü yapmak en iyi dengeyi kurar.
Zamanla kendi ritminizi bulursunuz. Bazı okurlar her ziyarette biri kesin okuyacakları, biri de belki okuyacakları iki kitap alır. Bazıları yalnızca dergileri karıştırmaya gider. Hangi biçimi seçerseniz seçin, kütüphane hiçbir şey satmadan size zaman ve seçenek sunan ender kurumlardan biridir. Onu kullanmayı öğrenmek, kendi merakınıza bir kapı açmaktır; üstelik bu kapının anahtarı ücretsizdir.